Monday, May 30, 2005

kathmandu'dan antalya'ya

kathmandu'dan bindik ucaga, ulastik delhi'nin bagrina. oralardan buldugumuz tek bilet olmayagorsun moskova uzerinden turkiya, atladik bu ucaga elimiz mahkum ruslara. havaalaninda dediler sizin bavullar bize agir, ya siz binmezsiniz bu ucaga ya bavullar, eh napalim actik sikica paketlenmis bavullari orta yerinden, cikardik ozenle sectigimiz incikleri boncuklari, hediyeleri donlari, ilaclari tulumlari icinden. nasil uzucu bi planlama, arkamizda biraktik herseyi havaalani mensuplarina, sonra verdik bi rusvetler ki en azindan kitaplarimizi almamiza izin versinler, cunku kitap birakmak donlari cope atmaya benzemez, nasil aglarim sonra andersen masallarim olmazsa! son hamlede pek sevimli cakimi da ceplerine atti ruskolar, sonra oturduk moskova yoluna, aklimiz bavullarda. sanardim ki ruslar bol vodka icer, bizi de sarhos eder, ama ucakta bi su bulana askolsun, hosteslerin her biri birer gardiyan sanki, su isteyince yarim bardak cis veriverdiler haydi. sonracigima saatler yaklasti 9.00a, gokce ses etti bashostese, bizim ucak kalkar istanbula 9.35te, naparsiniz boyle? hostes der ki hersey kontrol altinda, istanbul ucagi moskova'da, yolcularin gozu kapida, gokce ile arda gelse de artik ucagimiz yola ciksa diye heyecanla beklerler, merak etmeyesin deyiverdi hostes, sonra gonderdi beni koltuguma, aman kemerini de bagla ha! moskova'da indik tipis tipis, bizim ucak gitmis imis, ruslar yalan bilir imis. koydular bizi bi odaya, bi dahaki istanbul ucagi ne zaman bilinmez, vizesiz pasaportla moskova'ya girilmez! bekle dur havaalaninda, belki istanbul'a bi kus ucar da seni alir kanadina. tam da o sirada bir haber parlamaz mi tabloda, tam iki saat sonra 400 kisi yollanacak antalya'ya, eger bi kagit imzalarsak koyarlar bizi de kiro ruslarin arasina. sonra vardik antalya'ya, gokce guven icinde ilerler turk topragina, ama ne bilsin, elindeki pasaport artik bi pacavra. turk polisi gokce'ye sorar, evlendin mi yoksa hindustan'da, amanin neden sorarsiniz bunu bana? sonra cagiriverdi polis beni karsi yakaya, gokce bak bakalim ekrana neler gorursun orada, ekranda bi yazi parlar kocaman: GIREMEZ !!! gokce bu vatana. megersem gokce'nin pasaportuna bi yasak koymus turk emniyeti, nedendir bilinmez. turkiye'de ilk durak antalya polis karakolu, oralarda da bi imzalar cakinca polis izin verdi topraga basmama. arda uctu istanbul'a, seda sayan'la kolkola. neyse ki babam o sirada antalya'da bi otelde yatmakta, gokce surpriz yapiverdi babasina, otelin lobisinden cikiverdi hindustan'da olmasi gereken gokcena. bizim sabit sok altinda kalmaz mi, gokce'ye hemen iki bira ismarlamaz mi. iki bira iki dolma, sonra gokce duser kamil koc'un koynunda bursa yoluna. cumartesi baslayan turnuva sona erer pazartesi sabahina, melek hanim aliverir gokce'yi bursa otogarindan anakucagina. aeroflotta bi ucak bileti alana, bi macera bedava.

boylece hindustan'da hayat sona erer,
gokce ile arda turkiye'ye doner..

Wednesday, February 16, 2005

jaipur'da son gunler


jaipur'dan ayrilmamiza bi haftadan az zaman kaldi. artik burasi ilgincligini kaybediyo neredeyse, hayatlarimiz rutinlere kapildi, gunler hizla gecer oldu. basimiza bi dolu garip sey geliyo surekli (sokakta yuruyen ciplak sadhu ve ardindaki insanlar, elfali seanslari..) ama artik basimiza garip seyler gelmesine bile alistik, fotograf ve video arsivimiz bilgisayarin hafizasindan tasti, hatta yeni bi bilgisayar bile evlat edindik (iste, dvd writerimiz oldu boylece).

VIDEO /ciplak sadhu/ [DOWNLOAD/PLAY] [1'26" 3,6 MB] ***


iird ile iliskilerim duraklama doneminde; calismalarimin ilk bolumunu tamamladim, raporun bana dusen bolumunu yazdim. bu sirada ofispolitikalari uzmani oldum sayilir: bu nadide siviltoplumorgutu ustune/icinde/arkasinda kurulmus hertur dedikoduyu ogrendim herhalde. hatta acikli bi sekilde farkettim ki burada calisanlar idealist tavirlarini yavasyavas kucukoyunlarpesinde yitirmisler: eski iird fotograflarina baktigimda hepsinin bi zamanlar heyecanli/mutlu/hevesli oldugunu dusundum. cok fazla mi kendi yaglarinda kavrulmuslar, durgunluk icinde mi bogulup gitmisler..ne olmus bu insanlara? iird ustune soyleyebilecegim o kadar cok sey var ki, ayrintili bi inceleme yazisi yazmaliyim.

iird

su siralar hindistan kizilhac'in duzenledigi bi ilkyardim kursuna katilmakla mesguluz. dun ucgenbez'in harikalarini kesfettikten sonra bugun daha teorik bi yaklasimla ilkyardimin onemini tartistik, duailedeva arasindaki iliskiye bile vardi konusmalarimiz. bu kursu tamamladiktan sonra bakalim guvenle "ben ilk yardim bilirim" diyebilecek miyiz.

IMG_7879
21. yuzyilin tip mucizesi ucgen bez kullanimda. [arda]

hindistan'daki en depresif etnografi hastane etnografisi. kizilhac hastanesinde herhangi birinin iyilesebilecegini dusunemiyorum son derece yuzeysel gozlerimle. turkiye'deki begenmedigim hastaneleri hatirlayip sonra apacik ortada laboratuara bakiyorum. burada tahlil yaptirmak hic eglenceli olmazdi eminim.

IMG_7883

ilkyardim kursu ertesi lassiwalla, indiancoffeehouse, pinkcity turlarindayiz. lassiwalla'daki dostlarimiza "kal milenge" (yarin gorusuruz) diyebiliyoruz, cunku jaipur'u terketmeden once sistemimizde azami miktarda bu enfes lassilerden bulundurma hevesinde ve boylece hergun ayni sandalyelerdeyiz.

IMG_7535

IMG_7526

IMG_7509

IMG_7529

IMG_6481
sepia tonlar indian coffee house'un atmosferini en iyi sekilde yansitiyor. [arda]

VIDEO /indian coffee house/ [DOWNLOAD/PLAY] [1'26" 3,6 MB]

sonra artik krishan gibi biz de indian coffee house mudavimi olduk. indian coffee house hindistan'daki kahve ureticileri kooperatifinin calistirdigi bi zincir, guneyde daha yogun olmak uzere her sehirde mevcut - hatta jaipur'da iki subesi var. kahvesi bi de masala dosalari pek guzel. aldigimiz bazi duyumlara gore bu kahve emergency zamanlarinda komunistlerin, aktivistlerin barinagiymis, gazeteciler arasinda da populermis.

IMG_6509

IMG_7658

IMG_7654

daha once indian coffee house kahramani pul koleksiyoncusu krishan'dan bahsetme firsatimiz da olmamisti sanirim. gecen haftasonumuzu krishan'in evinde ucurtma ucurarak gecirdik. bize karabiber ve zencefilli cay ikram etti krishan ve ailesi. sonra kimi pullardan bahsettik; bize pullarustunebasilankirmizicancellationlar koleksiyonunu gosterdi. daha once bu "cancellation"larin herhangi bi degeri ya da cekiciligi oldugunu farketmemistim. krishan eger istersem beni postaneye goturup arkadaslariyla tanistirabilecegini, boylece bundan sonra mektuplarima en guzel pullarin yapistirilmasini saglayabilecegini soyledi. her is alaninin kendine gore kontaklari oluyor.

VIDEO /pink city'de bir cati/ [DOWNLOAD/PLAY] [1'26" 3,6 MB]

IMG_7644

IMG_7615

IMG_7623

IMG_7605

IMG_7628

IMG_7625
pazar gunleri pink city'de hayat catilarda devam ediyor. [arda]

iki gun once jln marg'da yururken burnumuzu bi acikbufeli eglenceye sokuverdik, sonra farkettik ki bi nisana damlamisiz! iceri girdigimiz gibi etrafimiz cevrelendi, sonra gelinvedamatla beraber fotografimiz cekilsin diye protokole goturuluverdik. hemen iki yeni arkadas edindik, ellerimize birer tabak tutusturdu arkadaslarimiz. ardindan acikbufeye gonderildik beslenmek uzere. vurgulamaliyim ki bu nisandaki besinler jai singh'in suslu yilbasi partisindeki besinlerin hepsinden cok daha guzeldi - pakoralar ile meyvesalatasini gecenin sampiyonu seciyorum, butterpaneermasala gumus madalyayi haketti. nisanda herkes sanki sarhos, ama icki ikram edilmiyor, kimse icki de kokmuyor. buyuk bi paan tezgahinda tutun yapragina sarilmis bi tatli sunuluyor sindirime yardimci olsun, bu kadar yemegin ustune midenin yukunu azaltsin diye. israrlar ustune ben de bi paan yapragi atiyorum agzima - aman, ne kadar da cirkin bisey bu hindistan'in en populer tuketim maddesi paan! yemegimizi tamamlayip sicak sutumuzu de yudumladiktan sonra sahneye dogru yuruyoruz. sahnede iki delikanli "dhoom" esliginde dans ediyor (dhoom son aylarda hindistan'i kasip kavurmus bi film, muzikleri de ayrica meshur, her tasitin geri vitesi dhoom ile calisiyor). gozlerimizi kabartip koreografiyi ozumsemeye cabaliyoruz.

VIDEO /dhoom/ [DOWNLOAD/PLAY] [1'26" 3,6 MB]
***

salonun diger tarafinda damada paralar takiliyor. damadin sandalyesi nisan hediyeleriyle dolu tezgaha bakiyor. eger yanlis anlamadiysam, gelinin dedesi nisan hediyesi olarak dogacak cocuklara oyuncaklar, misafirlere sekerler, damada gomlekler, geline sariler satin almis. tezgahin sol tarafindaki buyuk kolilerde gelecek gunlerde gelinin hayatini cok kolaylastiracak gerecler duruyor: camasir makinesi, televizyon ile buzdolabi. dede tum bunlari karsilamak icin en az bikac lakh (10^5) harcamis olmali.

IMG_7787

IMG_7806

IMG_7809

IMG_7812

IMG_7817

bir sure sonra tum misafirler nisani terkediyor, protokol dugun alaninda hazirlanmis uzun bi masaya kuruluyor, sonunda gelin ile damat da yemek yiyor. cicegi burnunda cift 16ocakta dunya evine giriyor. dugun davetini nazikce reddediyor, kapinin disindaki calgicilarla biraz oturduktan sonra tilak nagar'a dogru yollaniyoruz. bizi eve arda'nin cyclerickshawwalla arkadasi abdulrezzak khan birakiyor.

IMG_7797

IMG_7821

IMG_7840

cuma gunu (14ocak) jaipur'un en heybetli festivallerinden birine tanik olacagiz. ucurtma festivalinde herkes evinin terasina konuslaniyor, sehrin heryerinde sinirsiz miktarda mevcut ucurtmalardan toplayip birer birer gokyuzune saliyor. ucurtmalar arasi catismalar ile yarismalar gerceklesiyor. cuma gunu is gunu bile degil..yine krishan'lara ugrayip bu ailenin ucurtma ziyafetinde bi porsiyon edinmeyi dusunuyoruz.

sonra cumartesi gunu jaipur'daki stabil hayatimiz sona eriyor. hooja house a15a artik ishbel ile laura'nin evi oluyor. gokce ailesiyle bulusurken arda burcuekingokce takimini beklemeye koyuluyor. delhi'ye yolculuk hindistan'da yeni bi donemin baslangicina isaret ediyor.. [gokce] [fotograflar: arda/gokce] [1 aydir postalanmayi bekleyen bir entry]