Monday, January 24, 2005

jaisalmer


carsamba sabahi ofis yoluna dustugumde aklimda raporumu bi an once bitirip jaisalmer'e kosmaktan baska hicbisey yok. upuzun bi gun, binlerce sorun, arada hergunluk 2 saat sureli elektrik kesintisi.. sonunda saat4 ve otobus bileti almak uzere mansarovar bilet gisesindeyim. jaisalmer'e direk bilet kalmamis tabii, jodhpur ustunden basliyoruz seferimize. otobusumuz buzdolabi isisinda, pencereler kapanmak, ruzgar durmak bilmiyo.. jodhpur'da yeni otobusumuze gectigimizde diger jaipuri arkadaslarimizla karsilasiyoruz, ve titremeye bu sefer yeni bi otobus havzasinda devam ediyoruz. jaipur-jodhpur arasi yolculuk pek sarsintili degil, yollarda daha az cukur, daha az tumsek var. ama jodhpur-jaisalmer seferi, ziplayan koltuklar ve sarkilar mirildanan yolcularla karmancorman. iste etrafimizda colu gormeye basliyoruz, gunes yavas yavas doguyor, etraf simsicak oluyor sonunda. arka pencereden otobuse dolan gunesle hepimiz mayisiveriyoruz.

VIDEO /otobus/ [DOWNLOAD/PLAY] [1'26" 3,6 MB]





yolculuk sirasinda rehber kitabimizin jaisalmer ustune fikirlerini aliyoruz. rough guide diyor ki, otobus duragina geldiginizde karsiniza binlerce otelci rickshawcu herseyci cikicak, sakin hicbirine kanmayin, bu israrci safhayi asmayi basarirsaniz kandirilma ihtimaliniz epey azalacaktir! otobusten adimimizi attigimiz gibi bi kere daha rough guide'a verdigi dogru bilgiler icin tesekkur edip cantalarimizi hicbi jip soforu, rickshaw-walla ya da otel temsilcisine kanmadan toplamaya cabaliyoruz. butun bu kaosun icinde buyuk grubumuzu birarada tutmak oldukca zor, ondan bi noktada herkes parcalanip farkli otellere farkli ulasim araclarina dagiliyor. arda ile gokce kalenin icine dogru adimlarini hizlandiriyor- ama oncesinde bu karmasayi, ve turistleri karmasadan koruyan polisleri dokumente ediyor.

VIDEO /otobus terminali/ [DOWNLOAD/PLAY] [2'39" 6,4 MB]

jaisalmer sari tas binalari, yuksek kalesi, col manzarasiyla pekala bi arap kenti de olabilirmis. arda bol bol mardin anilarindan parcalar sunup jaisalmer'i anadolunun guneydogusu ile karsilastiriyor. kalicak yer arayip kaleyi kesfederken onceden gordugumuz kale sehirlerini hatirliyoruz (sanmarino/dubrovnik/rodos..), ama jaisalmer hepsinden daha ince, hepsinden daha ozenle insa edilmis. daracik sokaklarda yol almak icin ineklerle hesaplasmak gerekiyor, yine de unesco'dan bolbol yardim alan bu kent hindistan'a has pislik ve kokulardan mahrum kalmis, turizm kabardikca sokaklarin tozunu alan hanimlar beyler ortaya cikmis. onceleri deve safarisine giden yolda sadece bi durak olan jaisalmer, bundan boyle hindistan'da gordugumuz en etkileyici kentlerden biri. daracik sokaklara dalip ciktikca, sokak calgicilariyla kaynasip avrupai merdivenlerde oturdukca daha da sevimli hale geliyor burasi. colun gobegindeki koylerini jaisalmer'de calismak icin terketmis rajasthani erkekler de turistlerle icice ola ola degismisler; kaldigimiz temple view hotel'in calisanlari bu akimin hayatlarini nasil etkiledigini iste boyle acikliyor:

VIDEO /"when i see white people..."/ [DOWNLOAD/PLAY] [51" 2,1 MB]

esyalarimizi birakacak bi oda buldugumuz gibi kesif gezilerimizi yogunlastiriyoruz. jaisalmer col manzarali rooftop restoranlarla dolu, herbirinden iceri burnumuzu uzatip sarimsak kokusu en baskin olanda bi ogunumuzu geciriyoruz. burada calisanlar sadece colden gelmiyor, nepal ve tibetteki issizlikten kacanlar da rotalarini jaisalmer'e cevirip burada restoranlar acmislar: boylece ilk yemek yedigimiz yer little tibet. little tibet'te free tibet sloganlari duvarlari kapliyor, iceri girdiginizde sizi bi tibet bayragi karsiliyor.. onumuzdeki aylarda tibetle daha icli disli olmayi umuyoruz arda ile ben. sonra bu rooftop'i terk edip inekler arasinda jaisalmer'i turlamaya devam ediyoruz.


















tuvalet kagidi hindistan'in geri kalaninda oldugu gibi burada da turistik bir urun olmaktan oteye gecemiyor.



yapmamiz gereken onemli bi is ertesi gun atilacagimiz deve safarisinin detaylarini organize etmek - kimkimgidiyoruz/ hangiturakatiliyoruz/ noeldecoldemiyiz(tamam, bu soru turkiye contextinde sonderece anlamsiz ama burada "devoted christian" arkadaslarimiz da var)/ hangidevelerisahipleniyoruz? jaisalmer'i onceden ziyaret etmis arkadaslarimizdan aldigimiz duyumlar dogrultusunda ganesh travels'i tercih edip profesyonel tur operatorumuzle tanisiyoruz. colde takip edecegimiz rotayi, beraber yolculuk edecegimiz "camelman"leri, ziyaret edecegimiz koyleri bize birbir anlatiyor. ertesi gece duzenlenecek noel kutlamasini tarif edip bizi coldeki bu festiveevening'e davet ediyor. yakinda geri donecegimizi bildirip bu teklifi degerlendirmek uzere ganesh travels'dan ayriliyoruz. bi de pepsi ile raju'yu bize ayirsinlar ertesi gun, bu develerin ununu duyduk diye sipariste bulunuyoruz. thar colunde turlar atan iki deveyi taniyo olmamiz ne abes. hele hele bu develerden birinin isminin pepsi olmasi iyice ironik. gerci daha sonra duydugumuz deve isimleri arasinda pepsi o kadar ilginc de degil (diger deve isimleri: john major, tiger..). cok yakin vakitte bu develerle daha da icli disli olacagiz. bi kac gun sonra, artik develer hakkinda bi kullanma klavuzu hazirlayabilecek kapasitedeyiz.





jaisalmer pakistan sinirindan sadece 150km uzaklikta. bu hassas sinirin guvenligi saglamak uzere hindistan bolbol asker gondermis jaisalmer ve civarina, ondan sokaklarda subay kafileleriyle karsilasmak son derece olagan. meydandaki merdivenlerimize yeniden oturdugumuzda etrafimizi boyle bi kafile kusativeriyor, tabii goodname'lerimiz ile goodcountry'lerimizi merak ediyorlar. askeranil bizimle sali aksami raj mandir'in onunde bulusmak istiyor. hemen telefonlar degistokus ediliyor; anil sali aksami olmasa bile jaipur'a geldigi gibi bizi arayacagina soz veriyor. hindistan'daki bu sosyallesme tarzina neredeyse alistim. sokakta karsilastiginiz cogu insan telefon numaranizi aliyor, bazen arayip hatrinizi soruyor. kapinizi calip "ziyarete geldim" diyen bi takim raullar bile oluyor ("arda benim arkadasim, dun shivaji marg'da tam 2dakika konustuk, burada oturdugunu da biliyordum, ondan bi ugramak istedim." "ne yazik ki arda burada degil, 10gun boyunca ugramayacak tilak nagar'a.") tilak nagar'daki tek yabancilar oldugumuzdan etraftaki herkes bizi taniyor, herkes arkadasi sayiyor bizi. hem arkadasligin buradaki tanimi isim ile ulke bilgileri sayilir.









jaisalmer'de gunes batisi izlemek icin belirlenmis noktalar mevcut: bknz. paradise hotel'in terasi. saat 5i gecmeye basladiginda toparlanip bu terasa gidiyoruz. paradise hotel bizim kaldigimiz hostellere gore oldukca bakimli, manzarali, muzikli, cayli. gunesbatisi eglencesini daha da cekici yapmak icin rajasthani calgicilar buyuruyor bu terasa, turbanlarini bi cirpida baglayip sarkilar soyleyip dans etmeye basliyorlar. ilk gozagrimiz raide sarkisini (pushkar3 adiyla sahifemizde yayinlanmis olan rajasthani sarkiya biz raide der olduk) soylesinler hadi bu muzikciler de! raide'yi yeniden duymak icin coldeki "festive evening"i beklememiz gerekiyormus fakat. gunes batisini hayranlikla izledikten sonra jaipur'daki "traineedinner"larin bi replikasini yasamaya yollaniyoruz. ardindan sokaklarda dolasmaca, temple view hotel'in terasinda temple'i view etmece. yarin cole gidiyoruz.


jaisalmer'de bir bakkal.









daha once hic colde bulunmadim. colun sessizligini, yalnizligini bi de yildizlarini merak ediyorum. colde yasayan insan/hayvan/bitkilere bi cesit hayranlik besliyorum. colun aklimdaki yansimasi cok uzaklarda bi ates demeti, etrafina dizilmis dunyadan uzak insanlar kafilesi, herkes sakin ve dusunceli. devem pepsi hakkinda da soru isaretleri mevcut kafamda: her ne kadar gectigimiz haftalarda devedavranislarini izlemek icin bolbol imkanim olduysa da, deveyi-tasit-olarak-kullanmak kavramindan hala oldukca uzagim. acaba deveden dusmek mumkun mudur? devemden kosmasini nasil rica ederim, ya da daha onemlisi, durmasini nasil saglarim? pepsi aka colddrink'in sahibi uudwalla adem eger baska bi yone gider, beni terkederse, yalniz basima deve davranislarini kontrol edebilir miyim? acaba bacaklarim ne derece tutulur, ertesi gun yurumeyi, ya da yeniden pepsi'nin ustune tirmanmayi basarabilir miyim? ertesi gun sorularim cevaplanmis olacak.








dar bir sokagin kosesindeki hannuman ikonu gelip gecenler tarafindan selamlaniyor. nicole'un "bu tanriyi nasil ciddiye alabilirler ki?" seklindeki sorusu pek politically correct olmasa da oldukca mesru gorunuyor. [arda]

cuma gunu coloncesi alisverislerimizi tamamliyor, satin aldigimiz andan itibaren birnumarali gerecimiz olacak battaniyelerle tanisiyoruz. saat3te ganesh travels'in onunde devesorumlulariyla bulusacagiz. sonra jiplere atlayip colun merkezi bi noktasina, en yakindaki sanddune'a ulasacagiz. cuma gunu devetirmanisi yok, sadece col ile tanisma, aksam noel yemegi yeme, bi de kuklalar ile sarkicilar mevcut programda. acaba bu festive evening fazla turistik, fazla hindistan'dan uzak bi aksam mi olacak? paketturistlerle beraber mi gecirecegiz geceyi? noel aksami hem safarisini tamamlamis olan cilginlar, hem de daha develerle iletisime gecmemis comez colculer bulusuyor bu 1numarali sanddune'da. ortam tahmin ettigimden cok daha sevimli ve sicak - of o kadar ironik ki sicak diyo olmak bu ortam icin (bknz titreyen insan resimleri). yildizlari izleyip, raide dinlemeli, col yemeklerini mideye indirip cesitli turistlerle kaynasmali bi aksamin ustune titremeli bi uyku sureci, gunes dogarken gozlerimi acma, ay-batar-gunes-dogarken-gokyuzu manzarasina hayran olma. devesorumlulari gunes dogmadan uyaniyor, saat7 sularinda uykucu turistleri cayla kandirip hayata dahil etmeye cabaliyor. fistik ezmeli kahvaltimizin ardindan artik cole atilmanin zamanidir.











raju megersem bir devenin degil, uudwallalardan birinin ismiymis. raju'nun iki devesinden birinin ismi bapu - raju yoksa bapu'yla idare etmeyi kabul ediyor arda. ben pepsi'nin horgucunde yerimi aliyorum. develer oturmak icin iki kez katlanmaya mecbur - boylece ayaga kalkma aninda once ileriye dusucek gibi oluyor, sonra kendinizi arkaya savrulmus buluyorsunuz. ayaga kalkma anindan sonra deve ile iliskilerimde herhangi bi tedirginlik duymuyorum.. ta ki kafilemizdeki singapurlu bi teyze devenin boynundan asagi kayip ayaklarinin altinda de(b/v)elenene kadar. singapurlu teyzenin 7yasindaki sofistike oglu annesine cikisiyor, deveye binmeyi bile beceremiyorsun, even a 7yearold can do it! deve safarimizin onemli kahramanlarindan biri zaten bu pepsi ile yasit genc, her konuda bilgili, mobil bi ansiklopedi gibi. yine de ilk ugradigimiz koydeki ansiklopedik grafitiler herhalde hepimize oldugu gibi bu genc beyefendiye de unuttugu aliskanliklari hatirlatiyor: bi elinizi kafaniza digerini karniniza koyun. tirnaklarinizi makasla kesin. ellerinizi yikayin ardindan. bu duvar resimlerinin ununu hindistan'a gelmeden once internette duymustuk, simdi gercekleriyle karsilasmak cok heyecanli.












coldeki yuzlerce yeldegirmeninin bir kismi hindistan ordusunun pakistan sinirina yakin birimlerine elektrik saglarken diger bir kismi koyler icin uretim yapiyor. uretilen tek tarim urunu patates olan bu koylerde elektrik onlarca metre derinlikteki suyu cikartmak icin kullaniliyor. hindistan'da boyle bir sistemin varligi ilk basta bizi sasirtsa da elektrik paylasiminda da cok buyuk adaletsizlik yapildigini, sadece yuksek kastlardan insanlarin yasadigi zengin koylerin elektrige erisimi oldugunu ogrenmemiz fazla zaman almiyor. [arda]

ne yazik ki koy ortaminda o kadar da anlamsiz gelmiyor duvarda boyle resimlerin varligi - oyle bi yokluk icindeki rajasthan col koyleri, evlerin icinde eskiden oraya ugramis turistlerin biraktigi bi iki malzeme ile el yapimi kapkacaklar var. camurdan yapilmis evler buyuk aileleri barindiriyor, ama erkekler hep uzakta calismakta, evler kadinlar ve cocuklari ile dolu. kadinlarin 15yasinda tutturduklari cocukdogurma ritmi yaklasik 15yil devam ediyor, sonunda bi ordu yavruya sahip oluyorlar. herkes oldugundan cok daha yasli gorunuyor: sicak ile susuzluk, guvenlik, saglik ve altyapi hizmetlerinden yoksunluk hayati ne kadar zor yapar. koyde olay ciktiginda polis cagirmak icin yuzlerce rupi odemesi gerekiyor olay sahibinin. polisi cagirabilen zengin taraf herzaman haksavasinda da galip geliyor. jaisalmer'de yasayan koy ogretmeni hergun koy koy dolasip okullari renklendiriyor, ama cocuklarin okuldan once yapmasi gereken baska isler var, koyunlari gutmek tarlayla ilgilenmek gibi. yine de koyde dolasmaya basladigimiz gibi etrafimizi kalem isteyen ilkokul ogrencileri sarmaliyor. hepsi fotograf makinesinin merceginde yuzlerini gormek istiyor. gozleri kajalli cocuklarin hepsi ne kadar guzel.











koyleri biraz inceledikten sonra develerimize atlayip yolculugumuza devam ediyoruz. develerimiz ara ara yemek molasi veriyor, kafileden ayrilip yandaki calicirpilari yemeye koyuluyor. daha once hic kendi ozgur iradesi olan bi tasitim olmamisti - ilerlerken yoldaki cukurlara ya da kaktuslere dikkat etmem gerekmiyor, pepsi kendi guvenligi icin zaten bunlara dikkat ediyor, iste ben de gercek anlamiyla bi "freerider"im. boylece, cukurlara dikkat etmemenin bedelini yemek molalarinda sabirli davranarak oduyorum.

VIDEO /pepsi/ [DOWNLOAD/PLAY] [36" 1,5 MB]













colde iki gece iki gunun sonunda develerimizi kos komutu dur komutu vermeyi ogrendik. otur komutunun verilemez oldugunu gorduk. bazi develerin lider deve olduklarini, ne kadar durdurmaya cabalasan da en onde kosucaklarini kanitladik (bknz. arda'nin devesi, bapu). belki deve yarisini daha erken kesfetsek daha rekabet dolu bi hale bile getirebilirdik gunlerimizi. safari oyle bi anda bitiverdi ki, bi kac gece daha gokyuzunu izleyerek uyuyasim vardi sanki. bu yazi da safari gibi bi anda bitsin hadi. [gokce] [fotograflar: arda]

VIDEO /deve kakalari/ [DOWNLOAD/PLAY] [49" 2 MB]

VIDEO /deve ustunde hayat/ [DOWNLOAD/PLAY] [8" 0,4 MB]

VIDEO /deve yarisi/ [DOWNLOAD/PLAY] [48" 2 MB]

2 Comments:

Blogger mehmetu said...

gördüğüm en güzel bloglardan biri eline sağlık...

1/31/2005 6:38 pm  
Anonymous n said...

daha once hic kendi ozgur iradesi olan bi tasitim olmamisti :))
site cok guzel olmus. yazi/ifadeniz cok yerinde.

2/14/2005 6:48 am  

Post a Comment

<< Home